Hanehalkı Bütçe Anketi'ne geçerli bir mazeret olmaksızın katılmadığı gerekçesiyle hakkında idari para cezası uygulanan eski spiker ve Türkiye güzeli Defne Samyeli'nin yaptığı bireysel başvuruda hak ihlali olmadığına hükmetti.
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından Türkiye'deki hanelerin harcamalarının nasıl şekillendiğini tespit amacıyla gerçekleştirilen "2013 yılı Hanehalkı Bütçe Anketi" kapsamında Samyeli'nin adresi örnek hane olarak seçildi ve araştırmanın uygulanma aralığı 1-31 Ekim 2013 olarak belirlendi.
TÜİK İstanbul Bölge Müdürlüğünce yapılacak çalışma hakkında bilgi içeren 6 Eylül 2013 tarihli yazı Samyeli'nin adresine gönderildi.
Hanehalkı Bütçe Anketi'nde, ailedeki ayni gelir elde eden kişilerin ad ve soyadları ile gelirin kaynağı, elde ediliş sıklığı, haneye gelen hediye ve yardımlar ile haneden başka hanelere yapılan yardımlar ve verilen hediyelerin belirtilmesi, anket ayı boyunca yapılan tüm harcamaların marka, ölçü, miktar, alışverişin yapıldığı yer gibi detaylarının bir ay süreyle günlük harcama kayıt defterinde listelenmesi istendi.
Ayrıca söz konusu bir aylık sürede ortalama 8 defa anket yapılan kişinin evinin anketörler tarafından ziyaret edilerek harcama kayıt defterinin kontrol edileceği belirtildi.
TÜİK anketörleri 27 Eylül- 8 Ekim 2013 tarihleri arasında Samyeli ile telefonla iletişime geçti ve 3 kez evini ziyaret etti.
Samyeli'nin ankete katılmak istemediğini belirtmesi üzerine İstanbul Bölge Müdürlüğü tarafından 8 Ekim 2013 tarihli cevapsızlık tutanağı düzenlendi. Samyeli'ne 21 Ekim'de tebliğ edilen tutanakta, yazının tebliğinden itibaren 7 gün içinde ankete cevap verilmemesi durumunda 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu'nun 54. Maddesi uyarınca 923 lira idari para cezası uygulanacağı ihtarına yer verildi.
Samyeli, İstanbul Bölge Müdürlüğüne verdiği 24 Ekim 2013 tarihli dilekçesinde işi nedeniyle sürekli medyada yer alan bir sanatçı olarak yoğun iş temposuna sahip olduğu ve sürekli televizyon çekimleri ve iki çocuğunun bakımı ile uğraştığından bahisle ankete katılmasının mümkün olmadığını belirterek mazeretinin dikkate alınmasını ve anketin cevaplandırılmasından muaf tutulmasını talep etti.
Bu dilekçe üzerine İstanbul Bölge Müdürlüğünce Samyeli'ne, 5429 sayılı Kanun uyarınca vereceği bilgilerin gizliliğinin ve güvenliğinin yasal güvenceye kavuşturulduğu, söz konusu anketi 31 Ekim 2013 tarihine kadar cevaplamadığı takdirde hakkında idari para cezası uygulanacağı bildirildi.
Samyeli'ne Hanehalkı Bütçe Anketi çalışmalarına katılmaması nedeniyle 7 Kasım 2013 tarihli işlemle 5429 sayılı Kanun'un 54. maddesi gereğince 923 lira idari para cezası verildi.
Defne Samyeli ise söz konusu anket çalışmasında, ekonomik durumu hakkında bir ay süreyle ayrıntılı bilgi vermesinin istenmesi ve anketörlerin ev ziyaretleri nedenleriyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini belirterek, idari para cezasının iptali için İstanbul 28. Sulh Ceza Mahkemesine başvurdu.
Mahkeme, "İtirazcıya hane halkı bütçe anketi yapılacağı hususunda ihtarat yapılmasına rağmen uyarıya aykırı hareket ettiği, bu haliyle eyleminin 5429 sayılı Kanun'un 54. maddesinin ikinci fıkrasına aykırılık teşkil ettiği, idari para cezasına yönelik itiraz sebeplerinin yerinde olmadığı" gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine karar verdi.
BİREYSEL BAŞVURU
Bunun üzerine Samyeli, 21 Şubat 2014'te Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.
Samyeli, başvurusunda, fiili imkansızlıklar nedeniyle anket çalışmasına katılmaktan muaf tutulması talebinin reddedildiğini, çalışma kapsamında günlük olarak alışveriş yaparken hangi markaları tercih ettiği, düzenli aylık harcamaları, taksit ve borç ödemeleri ve bunun gibi özel hayatının gizliliğine müdahale niteliğindeki soruları cevaplandırmaya karşı çıkarak anket çalışmasına katılmadığını, bu nedenle idari para cezasıyla cezalandırıldığını belirterek, TÜİK tarafından ankete katılmasının zorunlu tutulması sebebiyle Anayasa'nın 20. maddesinde tanımlanan özel hayata saygı hakkı ile 25. maddesinde düzenlenen düşünce ve kanaat hürriyetinin ihlal edildiğini savundu.
Başvuruyu değerlendiren Anayasa Mahkemesi, ankette, herhangi bir konuda kişisel düşünce ve kanaatlere dair soruların bulunmadığı gerekçesiyle iddiaları Anayasa'nın 20. maddesi kapsamında inceledi ve Samyeli'nin Anayasa'nın 20. maddesinde tanımlanan özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediğine karar verdi.
Kararda, kamu makamlarının başvurucuyla ilgili öğrenmek istediği söz konusu kişisel bilgilerin, kimliği belirlenmiş ya da belirlenebilecek kişilerle ilgili olmasından dolayı özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel nitelikli veriler olduğu belirtildi.
Söz konusu olayda kamu makamları tarafından başvurucunun adı, adresi, gelir kaynakları, tüketim alışkanlıkları ve ekonomik durumuna yönelik kişisel verileri vermeye zorlandığına yer verilen kararda, bilgileri vermemesi üzerine hakkında idari para cezası uygulanması suretiyle Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına müdahalede bulunulduğunun anlaşıldığı ifade edildi.
Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Kişilerin Korunmasına Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin 9. maddesine göre, devlet ve kamu güvenliği, devletin ekonomik menfaatlerinin korunması ve suçlarla mücadele edilmesi, ilgilinin veya üçüncü kişilerin hak ve özgürlüklerinin korunması ile verilerin istatistiki veya bilimsel amaçlarla kullanılması gibi durumlarda kişisel verilerin korunmasına sınırlamalar getirilebileceği anlatılan kararda, Anayasa'nın 20. maddesinin ikinci fıkrasında, çeşitli nedenlerle özel hayata saygı hakkına sınırlamalar getirilebileceğinin belirtildiği aktarıldı.
Kararda, Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında, kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği, kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hükmüne yer verilerek anayasal sınırların belirtildiği, sınırlamanın Anayasa'nın 13. maddesindeki ölçülülük ilkesine uygun olması gerektiği ifade edildi.
Söz konusu olayda başvurucuya idari para cezası verilmesinin dayanağının, 5429 sayılı Kanun'un 8. ve 54. maddeleri olduğuna işaret edilen kararda, ilgili kanunda sayım veya örnekleme çalışmalarına konu olan hakkında veri toplanacak gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşların Anayasa'da belirlenen temel haklar ve ödevler çerçevesinde kendilerinden istenen veri veya bilgileri, Başkanlığın belirleyeceği şekil, süre ve standartlarda eksiksiz ve doğru olarak ücretsiz vermekle yükümlü olduklarının düzenlendiği anlatıldı.
"KANUNİLİK ÖLÇÜTÜNE UYGUN"
Kararda, "Bu kapsamda somut olayda başvurucunun özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin kanuni bir dayanağının mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Anılan Kanun hükümlerinin yeterli açıklıkta hükümler içerdiği, başvurucu açısından yeterli derecede ulaşılabilir ve öngörülebilir olduğu kanaatine varılmıştır. Bu durumda söz konusu düzenlemelerin 'kanunilik' ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır." ifadesine yer verildi.
Toplumun tüketim harcamaları ile ekonomik düzeyinin belirlenmesi ve tespit edilen veriler ışığında devletin kamu güvenliği ve planlı kalkınma hususlarında ihtiyaç duyulan tedbirleri alması için hane halklarına yönelik anket yapılmasının demokratik bir toplumda gerekli olarak görülebileceği belirtilen kararda, bir toplumda yaşayan kişilerin o toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak bazı ödevlerle sorumlu tutulabilmesinin doğal olduğu kaydedildi.
Bireylerin birlikte yaşamanın gerektirdiği bazı ödevlere katlanmalarının gerekebileceği, somut olayda başvurucunun kamu yararına bazı verilerin toplanması konusunda ankete katılım ödeviyle sorumlu tutulduğu ifade edilen kararda, şu tespitlerde bulunuldu:
"Ankette özel hayata ilişkin bilgiler istenilmekle birlikte Kurum başvurucuya bu bilgilerin gizliliği konusunda gerekli yasal güvencelerin sağlandığını bildirmiştir. Başvurucu bunun aksini ileri sürmemektedir. Bu hususlar dikkate alındığında ankete katılımın zorunlu tutulmasının demokratik bir toplumda gerekli olmadığı söylenemez.
Bunun yanı sıra başvurucu, sanatçı olması nedeniyle iş yoğunluğunu ve iki çocuğuna bakmasını gerekçe göstererek ankete katılımın kendisine ağır külfet getirdiğini, anketörlerin ev ziyareti nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Anketörlerle toplamda 8 görüşme yapılması ve tüketim harcamalarına ilişkin kayıt tutma zorunluluğu bulunmakla birlikte anket bir ay ile sınırlıdır. Toplumda sınırlı sayıda kişinin hayatlarında belki de bir defa katlanacakları böyle bir yükümlülüğün bireylere başlı başına aşırı külfet yüklediği söylenemez."
Ankette toplumun farklı katmanlarındaki kişilerin gelir ve harcama durumlarına ilişkin bilgilere ihtiyaç duyulduğu belirtilen kararda, şunlar kaydedildi:
"Başvurucunun mazeretleri içinde bulunduğu toplum katmanında başka herhangi bir kişinin de dile getirebileceği mazeretlerdir. Bunların kabul edilmesi halinde başvurucunun içinde bulunduğu toplum katmanından herhangi bir kişiyle anket çalışması yapılması neredeyse imkansız olacaktır. Önemli ekonomik verilere temel olan anket çalışmalarının kamu gücünün belli bir zorlaması olmadan yapılabilmesi oldukça zordur.
Son olarak uygulanan yaptırım, başvurucunun ekonomik ve sosyal durumu dikkate alındığında oldukça düşük miktarda bir idari para cezasıdır. Dolayısıyla müdahalenin ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir."
23 Mart 2018 Cuma
16 Mart 2018 Cuma
Başbakan Binali Yıldırım İl Müftüleri Toplantısı'nda konuştu
Başbakan Binali Yıldırım, "Diyanet Akademisi kuruyoruz. Tarikatların işi irşat etmektir. Tarikatların işi ticaret değildir, siyaset değildir.'' dedi
Başbakan Binali Yıldırım İl Müftüleri Toplantısı'nda konuştu. "Tarikatların işi ticaret değildir, siyaset değildir" diyen Yıldırım'ın konuşmasının satır başları şöyle: Üzülerek söylemek isterim ki bazı tartışmalar, gözümüzün ışığı gibi korumamız gereken Diyanet İşleri Başkanlığı'na gölge düşürüyor. Tartışmalar, hakikatın bulunmasına hizmet ettiği zaman hiçbir sorun yok ama kafa karıştırmaya, kaos çıkarmaya dönük olduğu zaman gerçeklere gölge düşmüş oluyor. Elbette hepimizin, her Müslümanın görevi hakikate ulaşmak. Zira İslam, ebedi hayatımızın bir güvencesidir. Herkesten ve tüm vatandaşlardan beklentimiz, Diyanetin tartışmalar dışında, tartışmaların üstünde tutulmasına hassasiyet göstermesidir. Tarikatların işi irşat etmektir. Tarikatların işi ticaret değildir, siyaset değildir, vatandaşın dini duygularını istismar ederek kendi karanlık menfaatleri uğruna vatandaşları ifsat etmek değildir. Bunun bedelini bu ülke 15 Temmuz'da ödedi. Yüce dinimiz İslam kıyamete kadar bütün hurafelerden, tahrifattan uzak tutulmalıdır. Diyanet teşkilatımızın bırakacağı her boşlukta merdiven altı din tüccarları, istismarcılar, üfürükçüler, hurafeciler insanların itikadını bozan, yalan yanlış işler yapacaktır. Bunlar tabiatıyla esas değil istisnadır, azdır ama yine de mide bulandırmaktadır.
DİYANET AKADEMİSİ KURUYORUZ...
Hükümetimiz yeni bir adım atarak Diyanet Akademisinin kurulmasına karar verdi. Her şeyin akademisi var. Siyasetin akademisi var. Diyanetin akademisi en önce olması gerekirken maalesef en sona kalmış durumda. Geç olsun güç olmasın ama Diyanet Akademisi çok güzel hizmetlere vesile olacak, buna inanıyoruz. Bir an önce de hayata geçmesi için gerekli gayreti gösteriyoruz.
Diyanetin bütün birimleri ile madde bağımlılığı, şiddet ve ırkçı davranışlara karşı gençleri uyarması gerekiyor. Din görevlilerimiz, müftülerimiz bu konuda kuşatıcı, kucaklayıcı, herkese hitap eden bir tavırla konuşmalısınız. Camiler herkesindir, sosyal hayatımızın merkezidir, kalbidir. Uzaklaştırıcı üsluptan uzak olmalıyız. Diyanet orta yoldur. Büyük camilerimizde kütüphaneler oluşturmamız şart. Ayrıca camilerimizin çevresi insanları cezbedecek şekilde yeşillendirilmeli, park gibi olmalıdır. Oradaki ortamın cami dışında da devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Üniversiteye girişteki kısıtlamayı, kat sayı engellerini kaldırdık. Kamuda kılık kıyafet adı altındaki engellemeyi kaldırdık. Kuran kurslarına 12 yaş altının gitmesini yasaklayan düzenlemeyi kaldırdık. Bu yasağın asıl amacı Kuranın öğrenilmesini yasaklamaktı. Belirli bir yaştayken hafızlığa gitti, hak kaybına uğramıyor, kaldığı yerden devam ediyor. Cemevleri ile ilgili kısıtlamalara son verdik. Din kitaplarının içine Alevilikle ilgili kısımlar ekleyerek, Alevi kardeşlerimizin isteklerini yerine getirdik. 2007'den bu yana Muharrem ayında Avrupa'daki vatandaşlarımızın taleplerini karşılamak üzere Alevi kanaat önderlerini Diyanet İşleri Başkanlığı'mız Avrupa'ya yönlendiriyor. Batı içine kapandıkça eski hastalıkları nüksediyor. Irkçı, çatışmacı, nefret tutumları ortaya çıkıyor. İslam güzellikler dinidir. İslam belli bir kültürel yerin değil, tüm yeryüzünün dinidir. İnsanlığa karşı sorumluluğumuzu yerine getirmek için lüzumsuz tartışmalardan kaçırmalıyız.
Başbakan Binali Yıldırım İl Müftüleri Toplantısı'nda konuştu. "Tarikatların işi ticaret değildir, siyaset değildir" diyen Yıldırım'ın konuşmasının satır başları şöyle: Üzülerek söylemek isterim ki bazı tartışmalar, gözümüzün ışığı gibi korumamız gereken Diyanet İşleri Başkanlığı'na gölge düşürüyor. Tartışmalar, hakikatın bulunmasına hizmet ettiği zaman hiçbir sorun yok ama kafa karıştırmaya, kaos çıkarmaya dönük olduğu zaman gerçeklere gölge düşmüş oluyor. Elbette hepimizin, her Müslümanın görevi hakikate ulaşmak. Zira İslam, ebedi hayatımızın bir güvencesidir. Herkesten ve tüm vatandaşlardan beklentimiz, Diyanetin tartışmalar dışında, tartışmaların üstünde tutulmasına hassasiyet göstermesidir. Tarikatların işi irşat etmektir. Tarikatların işi ticaret değildir, siyaset değildir, vatandaşın dini duygularını istismar ederek kendi karanlık menfaatleri uğruna vatandaşları ifsat etmek değildir. Bunun bedelini bu ülke 15 Temmuz'da ödedi. Yüce dinimiz İslam kıyamete kadar bütün hurafelerden, tahrifattan uzak tutulmalıdır. Diyanet teşkilatımızın bırakacağı her boşlukta merdiven altı din tüccarları, istismarcılar, üfürükçüler, hurafeciler insanların itikadını bozan, yalan yanlış işler yapacaktır. Bunlar tabiatıyla esas değil istisnadır, azdır ama yine de mide bulandırmaktadır.
DİYANET AKADEMİSİ KURUYORUZ...
Hükümetimiz yeni bir adım atarak Diyanet Akademisinin kurulmasına karar verdi. Her şeyin akademisi var. Siyasetin akademisi var. Diyanetin akademisi en önce olması gerekirken maalesef en sona kalmış durumda. Geç olsun güç olmasın ama Diyanet Akademisi çok güzel hizmetlere vesile olacak, buna inanıyoruz. Bir an önce de hayata geçmesi için gerekli gayreti gösteriyoruz.
Diyanetin bütün birimleri ile madde bağımlılığı, şiddet ve ırkçı davranışlara karşı gençleri uyarması gerekiyor. Din görevlilerimiz, müftülerimiz bu konuda kuşatıcı, kucaklayıcı, herkese hitap eden bir tavırla konuşmalısınız. Camiler herkesindir, sosyal hayatımızın merkezidir, kalbidir. Uzaklaştırıcı üsluptan uzak olmalıyız. Diyanet orta yoldur. Büyük camilerimizde kütüphaneler oluşturmamız şart. Ayrıca camilerimizin çevresi insanları cezbedecek şekilde yeşillendirilmeli, park gibi olmalıdır. Oradaki ortamın cami dışında da devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Üniversiteye girişteki kısıtlamayı, kat sayı engellerini kaldırdık. Kamuda kılık kıyafet adı altındaki engellemeyi kaldırdık. Kuran kurslarına 12 yaş altının gitmesini yasaklayan düzenlemeyi kaldırdık. Bu yasağın asıl amacı Kuranın öğrenilmesini yasaklamaktı. Belirli bir yaştayken hafızlığa gitti, hak kaybına uğramıyor, kaldığı yerden devam ediyor. Cemevleri ile ilgili kısıtlamalara son verdik. Din kitaplarının içine Alevilikle ilgili kısımlar ekleyerek, Alevi kardeşlerimizin isteklerini yerine getirdik. 2007'den bu yana Muharrem ayında Avrupa'daki vatandaşlarımızın taleplerini karşılamak üzere Alevi kanaat önderlerini Diyanet İşleri Başkanlığı'mız Avrupa'ya yönlendiriyor. Batı içine kapandıkça eski hastalıkları nüksediyor. Irkçı, çatışmacı, nefret tutumları ortaya çıkıyor. İslam güzellikler dinidir. İslam belli bir kültürel yerin değil, tüm yeryüzünün dinidir. İnsanlığa karşı sorumluluğumuzu yerine getirmek için lüzumsuz tartışmalardan kaçırmalıyız.
15 Mart 2018 Perşembe
Çiftlik Bank bu kadar insanı nasıl kandırdı?
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bir dönem Rap şarkıları söyleyip çıplak gösteren gözlük satan son olarak binlerce kişiyi 'Çiftlik Bank' ile dolandıran Mehmet Aydın'la ilgili dikkat çeken yorumlarda bulundu
Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Mehmet Aydın ve 'Çiftlik Bank'ın bu kadar insanı yüksek kazanç vaadiyle nasıl kandırabildiğine ilişkin şu 4 maddeyi sıraladı: Sürü psikolojisi, sosyal itaat duygusu, realite körlüğü ve duruma uygunluk...
Habertürk TV'de konuşan Tarhan, Mehmet Aydın'ın önce ücretsiz tavuk verme gibi yöntemlerle güven duygusu kazandığını, insandaki sosyal itaat duygusunu ve sürü psikolojisini harekete geçirdiğini düşünüyor. Tarhan, bir süre sonra sisteme katılan insanların "Bu kadar insan para yatırıyorsa bu kadar kişi aptal olamaz" düşüncesine kapıldığını söylüyor.
"Duruma uygunluk varsa realite körlüğü oluşuyor" diyen Tarhan terör örgütü PKK'nın gündemde olduğu dönemde insanların telefon dolandırıcıları tarafından 'Hesaplarınız terör örgütünün eline geçmiş' sözleriyle dolandırılmasını bu duruma örnek olarak gösteriyor.
Tarhan "Mesela şimdi bitcoinle ilgili bir algı var. O algıyı alıyor, duruma uygunluk haline getirip kullanıyor. Mesela 'Bak bitcoin nasıl yükseldi' diyor" diye konuştu.
'İNSANLARI OYUNUN PARÇASI HALİNE GETİRİYOR'
Çiftlik Bank'ın bitcoin'in yükselişi üzerinden aslında bu şekilde para kazanmanın normal olabileceğine insanları inandırdığını vurgulayan Tarhan'ın Çiftlik Bank'la ilgili bir diğer yorumu ise insanları oyunun parçası haline getirmesi.
SON AŞAMA: KORKULAR
Tarhan şöyle devam ediyor: Kişilerin zaafları ve korkuları devreye sokuyor. Bir süre yatırım yapan insanlar bu kez parayı kaybetme korkusuyla daha fazla yatırıma devam ediyor. Daha fazla kişiyi sisteme katmaya çalışıyorlar.
Yakınlarına bunu abartılı şekilde övüyorlar. Aldatmanın parçası haline getiriyorlar.Çok planlı bir hareket var. Güven oluşturarak aldatmaya karşı insanlar eleştirisel düşünceyi öneriyoruz.
Eleştirisel düşünce bizim toplumumuzda çok kullanılmayan bir ilke. Özetle şöyle diyelim. Batı bununla ilgili önlem almış. 2008 krizinden sonra İngiltere'de Ticaret Dürüstlüğü ofisi kurulmuş.
Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Mehmet Aydın ve 'Çiftlik Bank'ın bu kadar insanı yüksek kazanç vaadiyle nasıl kandırabildiğine ilişkin şu 4 maddeyi sıraladı: Sürü psikolojisi, sosyal itaat duygusu, realite körlüğü ve duruma uygunluk...
Habertürk TV'de konuşan Tarhan, Mehmet Aydın'ın önce ücretsiz tavuk verme gibi yöntemlerle güven duygusu kazandığını, insandaki sosyal itaat duygusunu ve sürü psikolojisini harekete geçirdiğini düşünüyor. Tarhan, bir süre sonra sisteme katılan insanların "Bu kadar insan para yatırıyorsa bu kadar kişi aptal olamaz" düşüncesine kapıldığını söylüyor.
"Duruma uygunluk varsa realite körlüğü oluşuyor" diyen Tarhan terör örgütü PKK'nın gündemde olduğu dönemde insanların telefon dolandırıcıları tarafından 'Hesaplarınız terör örgütünün eline geçmiş' sözleriyle dolandırılmasını bu duruma örnek olarak gösteriyor.
Tarhan "Mesela şimdi bitcoinle ilgili bir algı var. O algıyı alıyor, duruma uygunluk haline getirip kullanıyor. Mesela 'Bak bitcoin nasıl yükseldi' diyor" diye konuştu.
'İNSANLARI OYUNUN PARÇASI HALİNE GETİRİYOR'
Çiftlik Bank'ın bitcoin'in yükselişi üzerinden aslında bu şekilde para kazanmanın normal olabileceğine insanları inandırdığını vurgulayan Tarhan'ın Çiftlik Bank'la ilgili bir diğer yorumu ise insanları oyunun parçası haline getirmesi.
SON AŞAMA: KORKULAR
Tarhan şöyle devam ediyor: Kişilerin zaafları ve korkuları devreye sokuyor. Bir süre yatırım yapan insanlar bu kez parayı kaybetme korkusuyla daha fazla yatırıma devam ediyor. Daha fazla kişiyi sisteme katmaya çalışıyorlar.
Yakınlarına bunu abartılı şekilde övüyorlar. Aldatmanın parçası haline getiriyorlar.Çok planlı bir hareket var. Güven oluşturarak aldatmaya karşı insanlar eleştirisel düşünceyi öneriyoruz.
Eleştirisel düşünce bizim toplumumuzda çok kullanılmayan bir ilke. Özetle şöyle diyelim. Batı bununla ilgili önlem almış. 2008 krizinden sonra İngiltere'de Ticaret Dürüstlüğü ofisi kurulmuş.
Çiftlik Bank bu kadar insanı nasıl kandırdı?
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bir dönem Rap şarkıları söyleyip çıplak gösteren gözlük satan son olarak binlerce kişiyi 'Çiftlik Bank' ile dolandıran Mehmet Aydın'la ilgili dikkat çeken yorumlarda bulundu
Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Mehmet Aydın ve 'Çiftlik Bank'ın bu kadar insanı yüksek kazanç vaadiyle nasıl kandırabildiğine ilişkin şu 4 maddeyi sıraladı: Sürü psikolojisi, sosyal itaat duygusu, realite körlüğü ve duruma uygunluk...
Habertürk TV'de konuşan Tarhan, Mehmet Aydın'ın önce ücretsiz tavuk verme gibi yöntemlerle güven duygusu kazandığını, insandaki sosyal itaat duygusunu ve sürü psikolojisini harekete geçirdiğini düşünüyor. Tarhan, bir süre sonra sisteme katılan insanların "Bu kadar insan para yatırıyorsa bu kadar kişi aptal olamaz" düşüncesine kapıldığını söylüyor.
"Duruma uygunluk varsa realite körlüğü oluşuyor" diyen Tarhan terör örgütü PKK'nın gündemde olduğu dönemde insanların telefon dolandırıcıları tarafından 'Hesaplarınız terör örgütünün eline geçmiş' sözleriyle dolandırılmasını bu duruma örnek olarak gösteriyor.
Tarhan "Mesela şimdi bitcoinle ilgili bir algı var. O algıyı alıyor, duruma uygunluk haline getirip kullanıyor. Mesela 'Bak bitcoin nasıl yükseldi' diyor" diye konuştu.
'İNSANLARI OYUNUN PARÇASI HALİNE GETİRİYOR'
Çiftlik Bank'ın bitcoin'in yükselişi üzerinden aslında bu şekilde para kazanmanın normal olabileceğine insanları inandırdığını vurgulayan Tarhan'ın Çiftlik Bank'la ilgili bir diğer yorumu ise insanları oyunun parçası haline getirmesi.
SON AŞAMA: KORKULAR
Tarhan şöyle devam ediyor: Kişilerin zaafları ve korkuları devreye sokuyor. Bir süre yatırım yapan insanlar bu kez parayı kaybetme korkusuyla daha fazla yatırıma devam ediyor. Daha fazla kişiyi sisteme katmaya çalışıyorlar.
Yakınlarına bunu abartılı şekilde övüyorlar. Aldatmanın parçası haline getiriyorlar.Çok planlı bir hareket var. Güven oluşturarak aldatmaya karşı insanlar eleştirisel düşünceyi öneriyoruz.
Eleştirisel düşünce bizim toplumumuzda çok kullanılmayan bir ilke. Özetle şöyle diyelim. Batı bununla ilgili önlem almış. 2008 krizinden sonra İngiltere'de Ticaret Dürüstlüğü ofisi kurulmuş.
BİR KİŞİ DAHA TUTUKLANDI
Geyve Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, H.T. Sakarya'nın Geyve ilçesinde gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlı tutuklandı.
Sakarya'nın Taraklı ilçesinde Çiftlik Bank Mavi Yumurta Damızlık Tesisiyle ilgili Kaymakamlığın, "usulsüz faaliyet yürütüldüğü" yönündeki şikayeti üzerine Geyve Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatılmıştı.
Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Mehmet Aydın ve 'Çiftlik Bank'ın bu kadar insanı yüksek kazanç vaadiyle nasıl kandırabildiğine ilişkin şu 4 maddeyi sıraladı: Sürü psikolojisi, sosyal itaat duygusu, realite körlüğü ve duruma uygunluk...
Habertürk TV'de konuşan Tarhan, Mehmet Aydın'ın önce ücretsiz tavuk verme gibi yöntemlerle güven duygusu kazandığını, insandaki sosyal itaat duygusunu ve sürü psikolojisini harekete geçirdiğini düşünüyor. Tarhan, bir süre sonra sisteme katılan insanların "Bu kadar insan para yatırıyorsa bu kadar kişi aptal olamaz" düşüncesine kapıldığını söylüyor.
"Duruma uygunluk varsa realite körlüğü oluşuyor" diyen Tarhan terör örgütü PKK'nın gündemde olduğu dönemde insanların telefon dolandırıcıları tarafından 'Hesaplarınız terör örgütünün eline geçmiş' sözleriyle dolandırılmasını bu duruma örnek olarak gösteriyor.
Tarhan "Mesela şimdi bitcoinle ilgili bir algı var. O algıyı alıyor, duruma uygunluk haline getirip kullanıyor. Mesela 'Bak bitcoin nasıl yükseldi' diyor" diye konuştu.
'İNSANLARI OYUNUN PARÇASI HALİNE GETİRİYOR'
Çiftlik Bank'ın bitcoin'in yükselişi üzerinden aslında bu şekilde para kazanmanın normal olabileceğine insanları inandırdığını vurgulayan Tarhan'ın Çiftlik Bank'la ilgili bir diğer yorumu ise insanları oyunun parçası haline getirmesi.
SON AŞAMA: KORKULAR
Tarhan şöyle devam ediyor: Kişilerin zaafları ve korkuları devreye sokuyor. Bir süre yatırım yapan insanlar bu kez parayı kaybetme korkusuyla daha fazla yatırıma devam ediyor. Daha fazla kişiyi sisteme katmaya çalışıyorlar.
Yakınlarına bunu abartılı şekilde övüyorlar. Aldatmanın parçası haline getiriyorlar.Çok planlı bir hareket var. Güven oluşturarak aldatmaya karşı insanlar eleştirisel düşünceyi öneriyoruz.
Eleştirisel düşünce bizim toplumumuzda çok kullanılmayan bir ilke. Özetle şöyle diyelim. Batı bununla ilgili önlem almış. 2008 krizinden sonra İngiltere'de Ticaret Dürüstlüğü ofisi kurulmuş.
BİR KİŞİ DAHA TUTUKLANDI
Geyve Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, H.T. Sakarya'nın Geyve ilçesinde gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlı tutuklandı.
Sakarya'nın Taraklı ilçesinde Çiftlik Bank Mavi Yumurta Damızlık Tesisiyle ilgili Kaymakamlığın, "usulsüz faaliyet yürütüldüğü" yönündeki şikayeti üzerine Geyve Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatılmıştı.
Diyanet'te bir ilk hayata geçti
Diyanet İşleri Başkanlığı'nda Cumhuriyet tarihinde ilk defa kadın başkan yardımcısı ataması yapıldı. Resmi Gazete de bugün yayınlanan atama kararına göre Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Huriye Martı Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı olarak atandı.
Diyanet'ten Sorumlu Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın duyurduğu Diyanet İşleri Başkanlığı'ndaki ilk bugün resmen hayata geçirildi.
Resmi Gazete'de yayımlanan kararla Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Huriye Martı Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı olarak atandı.Diyanet İşleri Başkanlığı'nda açık bulunan birinci derece kadrolu Başkan Yardımcılıklarına İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Muslu ve Diyarbakır İl Müftüsü Burhan İşliyen atandı.
HURİYE MARTI KİMDİR?
1974'te Ankara'da dünyaya geldi. Konya İmam-Hatip Lisesi ve Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun olduktan sonra, aynı üniversitede "Rasûlullah'ın Hanımları Konu Alan Rivayetlerinin Değerlendirmesi-Kadın Konulu Uydurma Rivayetler-" başlıklı tezi ile 1998 yılında yüksek lisansını, "Birgili Mehmed Efendi'nin Hadisçiliği ve et-Tarîkatü'l-Muhammediyye (Tahkik ve Tahlil)" konulu tezi ile 2005 yılında doktorasını tamamladı.
1999-2000 yılları arasında Ürdün'ün başkenti Amman'da Şuayb el-Arnaûd'un tahkik ve tahric merkezinde eğitim aldı. 2011 yılında Yardımcı Doçent, 2012 yılında Doçent oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Hadislerle İslam adıyla yayınlanan Konulu Hadis Projesi'nde editör ve yazar olarak görev üstlendi.
2011 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı Aile ve Dinî Rehberlik Daire Başkanı olarak, 2014 yılında ise Diyanet İşleri Başkanlık Müşaviri olarak atandı. Sünnet perspektifinden kadın, aile, ahlâk ve değer temalı makale, konferans ve tebliğlere imza attı. Birgivî Mehmed Efendi, Hayatı, Eserleri ve Fikir Dünyası, Osmanlı'da Bir Dâru'l-Hadîs Şeyhi: Birgivî Mehmed Efendi, et-Tarîkatü'l-Muhammediyye —Muhteva Analizi, Kaynakları ve Kaynaklık Değeri, Gülâbâdî ve Maâni'l-Ahbâr'dan Tasavvuf Hadis Şerhleri, Hadis, Usul ve Hayat, Hadisler Ekseninde Çevre Ahlâkı isimli kitapları yayınlandı. Evli ve 3 çocuk annesidir.
Diyanet'ten Sorumlu Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın duyurduğu Diyanet İşleri Başkanlığı'ndaki ilk bugün resmen hayata geçirildi.
Resmi Gazete'de yayımlanan kararla Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Huriye Martı Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı olarak atandı.Diyanet İşleri Başkanlığı'nda açık bulunan birinci derece kadrolu Başkan Yardımcılıklarına İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Muslu ve Diyarbakır İl Müftüsü Burhan İşliyen atandı.
HURİYE MARTI KİMDİR?
1974'te Ankara'da dünyaya geldi. Konya İmam-Hatip Lisesi ve Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun olduktan sonra, aynı üniversitede "Rasûlullah'ın Hanımları Konu Alan Rivayetlerinin Değerlendirmesi-Kadın Konulu Uydurma Rivayetler-" başlıklı tezi ile 1998 yılında yüksek lisansını, "Birgili Mehmed Efendi'nin Hadisçiliği ve et-Tarîkatü'l-Muhammediyye (Tahkik ve Tahlil)" konulu tezi ile 2005 yılında doktorasını tamamladı.
1999-2000 yılları arasında Ürdün'ün başkenti Amman'da Şuayb el-Arnaûd'un tahkik ve tahric merkezinde eğitim aldı. 2011 yılında Yardımcı Doçent, 2012 yılında Doçent oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Hadislerle İslam adıyla yayınlanan Konulu Hadis Projesi'nde editör ve yazar olarak görev üstlendi.
2011 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı Aile ve Dinî Rehberlik Daire Başkanı olarak, 2014 yılında ise Diyanet İşleri Başkanlık Müşaviri olarak atandı. Sünnet perspektifinden kadın, aile, ahlâk ve değer temalı makale, konferans ve tebliğlere imza attı. Birgivî Mehmed Efendi, Hayatı, Eserleri ve Fikir Dünyası, Osmanlı'da Bir Dâru'l-Hadîs Şeyhi: Birgivî Mehmed Efendi, et-Tarîkatü'l-Muhammediyye —Muhteva Analizi, Kaynakları ve Kaynaklık Değeri, Gülâbâdî ve Maâni'l-Ahbâr'dan Tasavvuf Hadis Şerhleri, Hadis, Usul ve Hayat, Hadisler Ekseninde Çevre Ahlâkı isimli kitapları yayınlandı. Evli ve 3 çocuk annesidir.
Bozdağ: Telefonda fetva verilmesi dönemi kapanıyor
Başbakan Yardımcısı Bozdağ, "Telefonla arayanlara telefonda fetva verilmesi dönemi kapanıyor. Diyanet, 'Alo Fetva' hattını arayanların sorularını alacak, ancak bu sorulara cevaplar yazılı olarak verilecek" dedi.
Bozdağ, Diyanet İşleri Başkanlığında gazete ve televizyonların Ankara temsilcileriyle bir araya geldi.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın da bulunduğu toplantıda Bozdağ, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.
Prof. Dr. Huriye Martı'nın, ilk kadın Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı olarak atandığını belirten Bozdağ, Diyanette 7 kadın daire başkanının yer aldığını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kadınlara verilen görevler konusunda hassasiyetinin bulunduğunu söyledi.
'KADINLAR ÜZERİNDEN İSLAM DİNİ YIPRATILMAYA ÇALIŞILIYOR'
Bozdağ, kadınlar üzerinden İslam dininin yıpratılmaya çalışılmasına üzüldüklerini dile getirerek, son günlerdeki tartışmaların niteliğine bakıldığında bunların AK Parti hükümetinin aldığı kararlar veya yaptığı uygulamalar sonucu ortaya çıkmadığını vurguladı.
DİYANET AKADEMİSİ KURULACAK
Diyanet İşleri Başkanlığının yeni döneme ilişkin çalışmaları hakkında bilgi veren Bozdağ, "Diyanet Akademisi" adı altında yeni bir yapı oluşturma gayreti içerisinde olduklarını kaydetti.
Bu akademi ile imam, müezzin, Kuran kursu öğreticisi, vaiz ve müftülerin hizmete girmeden önce bir eğitimden geçirilmesini öngördüklerini belirten Bozdağ, şunları ifade etti:
"Bir yıl meslek öncesi bir eğitimden geçecek. Hangi işi yapacaksa o işin incelikleri, usul konusunda, pek çok hususta bir ciddi eğitim aldıktan sonra araziye gidecek. Bundan sonraki dönemde direkt müftü, vaiz, Kur'an kursu öğreticisi, imam ve müezzin alımı olmayacak. Adaylık sınavı yapılacak. Bu adaylık sınavını kazananlar müftülük ve eğitim merkezine gidip bir eğitim alacak. Veya vaizse vaizlikle ilgili, imam hatipse imam hatiple ilgili eğitim alacak. Bir yandan dine ait temel bilgiler öğrenirken, öte yandan göreve geldiklerinde karşılaşacakları pratikler konusunda da uygulamalı bir şekilde yetiştirilecekler ve daha donanımlı din görevlileriyle vatandaşımızın ihtiyaçlarını karşılamak konusunda bir gayretin içerisinde olacaklar."
'GÜNCELLEME KONUSUNDA CUMHURBAŞKANIMIZA SALDIRANLAR OLDU'
Diyanet kadar, dini bilen otoritelerin de İslam'a, Müslümanlara zarar vermek isteyenlere karşı gerçekleri anlatması gerektiğine işaret eden Bozdağ, şunları kaydetti:
"Güncelleme konusunda Cumhurbaşkanımıza buradan çok saldıranlar oldu. Sanki 'reform' gibi algılatmak isteyen ve algılayanlar oldu. Cumhurbaşkanımızın hayatı ortadadır. Tayyip Bey aklı erdiği günden bu güne imanıyla, ihlasıyla, ameliyle ortada olan birisidir. Ve imanı, amelinin bedellerini de yaptığı mücadele içerisinde ödemiş birisidir. 28 Şubat'ın ve ülkemize pek çok yanlış uygulamaların ortaya koyduğu bütün sakatlıkları ortadan kaldıran bir liderdir. Bugün Türkiye'de dinin öğrenilmesi, öğretilmesi ve muhafazakar, mütedeyyin insanların kendini ifade etmesinin önünde ne kadar engel varsa, Allah'ın izniyle, hepsini kaldıran bir liderdir. Ama şimdi bakıyorsunuz burada saydırıyorlar. Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği şey çok açıktır. Bir konuda açık ayet varsa ve sahih kesin sünnetten deliller varsa ona uyacağız. Onu tartışmaya gerek yok. Ama diyelim ki açık bir şey yok. O zaman ne yapacağız? İçtihat yapacağız."
'UÇAK VAR, BİLGİSAYAR VAR, BUNLARLA İLGİLİ NE YAPACAK İSLAM ALİMLERİ?'
Bozdağ, bir meseleyi çözmede ihtilaf çıkması durumunda Kur'an'a ve sünnete bakılmasının emredildiğini hatırlatarak, "Şimdi diyelim ki şu anda uçak var, bilgisayar var, başka başka pek çok o dönemde olmayan konular var. Bunlarla ilgili ne yapacak İslam alimleri? Elbette İslam'ın temel kaynaklarına bakıp içtihat üretecek. İslam son dindir, kıyamete kadar yaşayacaktır. Eğer kıyamete kadar ortaya çıkacak sorunlara çözüm üretemezse, gelişmelere, ihtiyaçlara cevap veremezse o zaman kıyamete kadar varlığını nasıl sürdürecek?" diye konuştu.
'DİNDE REFORM DİYENLER DİN DÜŞMANIDIR'
İslam'ın kıyamete kadar gelecek bütün sorunlara çözüm üretebileceğini söyleyen Bozdağ, şunları ifade etti:
"Dinde reform olmaz, dinde reform yapılamaz. Sayın Cumhurbaşkanımızın hayatı bu tür düşünceye sahip olanlarla mücadele ile geçmiştir. Kim 'Dinde reform' diyorsa, o din düşmanıdır. Dinde reform demek, dini değiştirmek demektir, beğenmediğin yeri yontmak demektir. Şöyle, öyle demektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın hayatı ortadadır. Buradan birileri başka bir noktaya götürmek istiyor. Cumhurbaşkanımızın dediği, kendimizi güncelleyeceğiz."
'DİYANET AK SÜTÜN İÇİNDEKİ AK KILI HERKESTEN ÖNCE FARK ETMELİ'
Bozdağ, Diyanetin fetvalar konusunda yeni bir genelge hazırladığını belirterek, "Artık telefonla arayanlara telefonda fetva verilmesi dönemi kapanıyor. Diyanet, 'Alo Fetva' hattını arayanların sorularını alacak, ancak bu sorulara cevaplar yazılı olarak verilecek. Yazılı cevaplarda da ilçedeyse ilçe müftüsünün, ildeyse il müftüsünün, Diyanette ise Din İşleri Yüksek Kurulunun onayı olacaktır" dedi.
Bozdağ, Diyanet İşleri Başkanlığında gazete ve televizyonların Ankara temsilcileriyle bir araya geldi.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın da bulunduğu toplantıda Bozdağ, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.
Prof. Dr. Huriye Martı'nın, ilk kadın Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı olarak atandığını belirten Bozdağ, Diyanette 7 kadın daire başkanının yer aldığını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kadınlara verilen görevler konusunda hassasiyetinin bulunduğunu söyledi.
'KADINLAR ÜZERİNDEN İSLAM DİNİ YIPRATILMAYA ÇALIŞILIYOR'
Bozdağ, kadınlar üzerinden İslam dininin yıpratılmaya çalışılmasına üzüldüklerini dile getirerek, son günlerdeki tartışmaların niteliğine bakıldığında bunların AK Parti hükümetinin aldığı kararlar veya yaptığı uygulamalar sonucu ortaya çıkmadığını vurguladı.
DİYANET AKADEMİSİ KURULACAK
Diyanet İşleri Başkanlığının yeni döneme ilişkin çalışmaları hakkında bilgi veren Bozdağ, "Diyanet Akademisi" adı altında yeni bir yapı oluşturma gayreti içerisinde olduklarını kaydetti.
Bu akademi ile imam, müezzin, Kuran kursu öğreticisi, vaiz ve müftülerin hizmete girmeden önce bir eğitimden geçirilmesini öngördüklerini belirten Bozdağ, şunları ifade etti:
"Bir yıl meslek öncesi bir eğitimden geçecek. Hangi işi yapacaksa o işin incelikleri, usul konusunda, pek çok hususta bir ciddi eğitim aldıktan sonra araziye gidecek. Bundan sonraki dönemde direkt müftü, vaiz, Kur'an kursu öğreticisi, imam ve müezzin alımı olmayacak. Adaylık sınavı yapılacak. Bu adaylık sınavını kazananlar müftülük ve eğitim merkezine gidip bir eğitim alacak. Veya vaizse vaizlikle ilgili, imam hatipse imam hatiple ilgili eğitim alacak. Bir yandan dine ait temel bilgiler öğrenirken, öte yandan göreve geldiklerinde karşılaşacakları pratikler konusunda da uygulamalı bir şekilde yetiştirilecekler ve daha donanımlı din görevlileriyle vatandaşımızın ihtiyaçlarını karşılamak konusunda bir gayretin içerisinde olacaklar."
'GÜNCELLEME KONUSUNDA CUMHURBAŞKANIMIZA SALDIRANLAR OLDU'
Diyanet kadar, dini bilen otoritelerin de İslam'a, Müslümanlara zarar vermek isteyenlere karşı gerçekleri anlatması gerektiğine işaret eden Bozdağ, şunları kaydetti:
"Güncelleme konusunda Cumhurbaşkanımıza buradan çok saldıranlar oldu. Sanki 'reform' gibi algılatmak isteyen ve algılayanlar oldu. Cumhurbaşkanımızın hayatı ortadadır. Tayyip Bey aklı erdiği günden bu güne imanıyla, ihlasıyla, ameliyle ortada olan birisidir. Ve imanı, amelinin bedellerini de yaptığı mücadele içerisinde ödemiş birisidir. 28 Şubat'ın ve ülkemize pek çok yanlış uygulamaların ortaya koyduğu bütün sakatlıkları ortadan kaldıran bir liderdir. Bugün Türkiye'de dinin öğrenilmesi, öğretilmesi ve muhafazakar, mütedeyyin insanların kendini ifade etmesinin önünde ne kadar engel varsa, Allah'ın izniyle, hepsini kaldıran bir liderdir. Ama şimdi bakıyorsunuz burada saydırıyorlar. Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği şey çok açıktır. Bir konuda açık ayet varsa ve sahih kesin sünnetten deliller varsa ona uyacağız. Onu tartışmaya gerek yok. Ama diyelim ki açık bir şey yok. O zaman ne yapacağız? İçtihat yapacağız."
'UÇAK VAR, BİLGİSAYAR VAR, BUNLARLA İLGİLİ NE YAPACAK İSLAM ALİMLERİ?'
Bozdağ, bir meseleyi çözmede ihtilaf çıkması durumunda Kur'an'a ve sünnete bakılmasının emredildiğini hatırlatarak, "Şimdi diyelim ki şu anda uçak var, bilgisayar var, başka başka pek çok o dönemde olmayan konular var. Bunlarla ilgili ne yapacak İslam alimleri? Elbette İslam'ın temel kaynaklarına bakıp içtihat üretecek. İslam son dindir, kıyamete kadar yaşayacaktır. Eğer kıyamete kadar ortaya çıkacak sorunlara çözüm üretemezse, gelişmelere, ihtiyaçlara cevap veremezse o zaman kıyamete kadar varlığını nasıl sürdürecek?" diye konuştu.
'DİNDE REFORM DİYENLER DİN DÜŞMANIDIR'
İslam'ın kıyamete kadar gelecek bütün sorunlara çözüm üretebileceğini söyleyen Bozdağ, şunları ifade etti:
"Dinde reform olmaz, dinde reform yapılamaz. Sayın Cumhurbaşkanımızın hayatı bu tür düşünceye sahip olanlarla mücadele ile geçmiştir. Kim 'Dinde reform' diyorsa, o din düşmanıdır. Dinde reform demek, dini değiştirmek demektir, beğenmediğin yeri yontmak demektir. Şöyle, öyle demektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın hayatı ortadadır. Buradan birileri başka bir noktaya götürmek istiyor. Cumhurbaşkanımızın dediği, kendimizi güncelleyeceğiz."
'DİYANET AK SÜTÜN İÇİNDEKİ AK KILI HERKESTEN ÖNCE FARK ETMELİ'
Bozdağ, Diyanetin fetvalar konusunda yeni bir genelge hazırladığını belirterek, "Artık telefonla arayanlara telefonda fetva verilmesi dönemi kapanıyor. Diyanet, 'Alo Fetva' hattını arayanların sorularını alacak, ancak bu sorulara cevaplar yazılı olarak verilecek. Yazılı cevaplarda da ilçedeyse ilçe müftüsünün, ildeyse il müftüsünün, Diyanette ise Din İşleri Yüksek Kurulunun onayı olacaktır" dedi.
10 Mart 2018 Cumartesi
Edirne'de 186 hamile çocuk tespit edildi
Edirne İl Genel Meclisi Kadın Haklarını ve Kız Çocuklarını Koruma Komisyonu tarafından yapılan araştırmaya göre 2017’de Edirne’de 186 hamile çocuk tespit edildi.
İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2017’nin ilk 5 ayında 39’u Suriyeli, 38’i 15 yaşından küçük 115 çocuğun hamile olduğunun gündeme gelmesinin ardından Edirne İl Genel Meclisi Kadın Haklarını ve Kız Çocuklarını Koruma Komisyonu tarafından kentteki durum araştırıldı.
Gazete Habertürk'ten Mesut Han'ın haberine göre Komisyon Başkanı Mehmet Uzun tarafından açıklanan raporda 2017’de Edirne’de bulunan sağlık kuruluşları tarafından 186 hamile çocuğun tespit edildiğini belirterek, bu çocukların Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne bildirildiği ifade edildi. Çocuklarla ilgili sosyal çalışmacıların inceleme raporlarının çocuk mahkemesine intikal ettirildiğini belirten Uzun, 31 çocuk için mahkemece sağlık tedbir kararı, 2 çocuk için danışmanlık tedbir kararı verildiğini söyledi.
‘VAHİM SONUÇLAR’
Ortaya çıkan tabloda Romanların ‘erken evliliği’ doğal karşılamasının da etkili olduğu belirtilirken Edirne Roman Eğitim Gönüllüleri Derneği Başkanı Turan Şallı rapor sonuçlarının Edirne için vahim olduğunu söyledi.
İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2017’nin ilk 5 ayında 39’u Suriyeli, 38’i 15 yaşından küçük 115 çocuğun hamile olduğunun gündeme gelmesinin ardından Edirne İl Genel Meclisi Kadın Haklarını ve Kız Çocuklarını Koruma Komisyonu tarafından kentteki durum araştırıldı.
Gazete Habertürk'ten Mesut Han'ın haberine göre Komisyon Başkanı Mehmet Uzun tarafından açıklanan raporda 2017’de Edirne’de bulunan sağlık kuruluşları tarafından 186 hamile çocuğun tespit edildiğini belirterek, bu çocukların Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne bildirildiği ifade edildi. Çocuklarla ilgili sosyal çalışmacıların inceleme raporlarının çocuk mahkemesine intikal ettirildiğini belirten Uzun, 31 çocuk için mahkemece sağlık tedbir kararı, 2 çocuk için danışmanlık tedbir kararı verildiğini söyledi.
‘VAHİM SONUÇLAR’
Ortaya çıkan tabloda Romanların ‘erken evliliği’ doğal karşılamasının da etkili olduğu belirtilirken Edirne Roman Eğitim Gönüllüleri Derneği Başkanı Turan Şallı rapor sonuçlarının Edirne için vahim olduğunu söyledi.
4 Mart 2018 Pazar
Kötü hatıralar artık silinebilecek
Nefesten kimlik analizi, boşanma öncesi arabuluculuk, empatiye davet gibi projeleriyle seminerler veren Stratejist ve Analiz uzmanı Taner Akkuş; “Beyin resetleme” isimli projesi ile yine Türkiye’de bir ilke imza attı.
Nefesten kimlik analizi, boşanma öncesi arabuluculuk, empatiye davet ve “Yanlış öfke kontrolü şiddet doğuruyor” gibi projeleriyle seminerler veren Stratejist ve Analiz uzmanı Taner Akkuş; “Beyin resetleme” isimli projesi ile yine Türkiye’de bir ilke imza attı.
Unutmak istediğimiz yaşanmış ve istenmeyen kötü anılarımız beynimizin hafızasından artık silinebilecek.
“İSTENMEYEN HATIRALAR SİLİNEBİLECEK”
Hafızamızda kayıtlı olan ve hatırlandığında da bizleri olumsuz yönde etkileyen kötü anılar, yeni düşüncelerle yer değiştirilerek beynimizin resetlenebileceğini ifade eden Akkuş, “ Kötü biten ayrılık ve ortaklıklar, düşmanlık ve pişmanlıklar, kişisel ihtiraslar ve aklımıza her geldiğinde psikolojik olarak zihnimizi meşgul ederek zarar veren negatif hatıralardan artık kurtulabilinecek.
Tıp olarak TMS (Transkranial Manyetik Stimülasyon) vurumları, EMDR terapi teknikleri, hipnoz uygulamaları ve şok dalgaları gibi bazı yöntemler ile resetleme işlemi olsa da, bunlar travmatik ve yakın tarihte yaşanan acı anılara yönelik bir müdahaledir ancak. Doğal ve tabii yöntemlerle kişinin kendi çabası ile kendi kendine terapi uygulaması da içsel anlamda daha doğru bir yol olduğu görülebilecek” dedi.
“TÜM NEGATİF DÜŞÜNCELERDEN KURTULARAK BEYNİMİZ YENİLENECEK”
Akkuş, “Nöronal ağlar ile beyin belleğinde kayıtlı (anı formatı) bulunan negatif düşünceler ve yaşanmış kötü anılar silinerek beynimiz boşaltılabilecek. Açılan boş (hafıza) alanlara da, stratejik beş (5) metod üzerinden yeni anılar ile yer değiştirilecek. Böylece unutulmak istenilen tüm negatif düşüncelerden kurtularak beynimiz yenilenecek” şeklinde konuştu.
Her bir metodun kendi içinde tekniksel uygulama olduğunu söyleyen Akkuş, uygulamalı o’ beş (5) metodu şöyle sıraladı;
1) Size yanlış yapanları affetme metodu
Dolandırılma, Kandırılma, İftiraya uğrama, Yarı yolda bırakılma, Dedikoduya maruz kalma, Hasetlenilme, Kıskanılma, Kavga etme gibi vb. tarafımıza yönelik yapıldığına inandığımız yanlışları affederek, aklımızda bizi sürekli meşgul eden kin, garez, öfke ve sinirsel olgular ile beyin mekanizmasına gönderilen olumsuz sinyalleri durdurmak.
2) Kusurlarımızdan ders alma metodu
Başarısız stratejiler, Yanlış kararlar, Kötü söz söyleme, İftira atma, Kötü huylarımızla yüzleşme, Şiddet ve suça meyil gibi vb. olumsuz davranışlarımızdan vazgeçerek sergilediğimiz bu kusurlardan ders almak suretiyle, bir daha yapmamak üzere kendimize söz vermek.
3) Zaaflarımızla yüzleşme metodu
Uyuşturucu kullanmak, Paraya düşkünlük, Makam hırsı, Yalan söylemek, Narsistlik, Egoistlik, Hırsızlık, İhtiras, Kibir, Riya Gösteriş gibi zaaflar her zaman toplumda ki saygın kişiliğimizi düşürerek bizleri zor durumda bırakır. Bu nedenle toplum içinde söz sahipliliği ve saygınlığımızı kaybetme endişesi ile beynimizi kemirerek meşgul eden tüm “vicdani muhasebe” ile “kendini kınama” mücadelesinden kurtulmak.
4) Güvenli gıda ve ruhsal beslenme metodu
Şüpheli ve helal olmayan yiyecekleri yememe, GDO’larıyla oynanmış gıdalardan uzak durma, Günahları görme ve tövbe etme (zihinsel anlaşma), Kuran okuma ve dinleme (huzur ile yenilenme), Merhametli olma (yeni düşüncelere karar verme), Deniz dalgası seyretme/dinleme (düşünceleri bulma), Ney dinletisi (düşünceleri görme), Kitap okuma (yeni bilgiler edinme), Gündemi takip etmek (yeni düşünceler depolama), Hayvan sevgisi (şükür mekanizmasını çalıştırma) Huzur evi, hasta ve aile büyüklerimizi ziyaret etme gibi durumlarla da içsel ve manevi duygularımızı tedavi ederek, ruhsal ferahlılık üzerinden beynimizi rahatlatmak.
5) Alternatif tıp metodu
Nefes alma teknikleri (uygulama), Hacamat tedavisi (her yıl), Temiz oksijen (doğa gezileri), Spor ve çeşitli kültürel etkinlikler gibi vb. eylemler ile düzenli olarak beynimizi sağlıklı tutmak.
Uygulamalı (Ücretsiz) Seminerler dizisi
Ülke genelinde beyin resetlemenin (metotsal öğreti) doğru şekilde yapılmasına ilişkin ücretsiz seminerler dizisine başlayacaklarını belirten Akkuş, ilk eğitimin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çanakkale İl Müdürü Ersin Fırat ev sahipliğinde, uygulamalı tekniklerle psikolog eşliğinde başlayacağını bildirdi.
Nefesten kimlik analizi, boşanma öncesi arabuluculuk, empatiye davet ve “Yanlış öfke kontrolü şiddet doğuruyor” gibi projeleriyle seminerler veren Stratejist ve Analiz uzmanı Taner Akkuş; “Beyin resetleme” isimli projesi ile yine Türkiye’de bir ilke imza attı.
Unutmak istediğimiz yaşanmış ve istenmeyen kötü anılarımız beynimizin hafızasından artık silinebilecek.
“İSTENMEYEN HATIRALAR SİLİNEBİLECEK”
Hafızamızda kayıtlı olan ve hatırlandığında da bizleri olumsuz yönde etkileyen kötü anılar, yeni düşüncelerle yer değiştirilerek beynimizin resetlenebileceğini ifade eden Akkuş, “ Kötü biten ayrılık ve ortaklıklar, düşmanlık ve pişmanlıklar, kişisel ihtiraslar ve aklımıza her geldiğinde psikolojik olarak zihnimizi meşgul ederek zarar veren negatif hatıralardan artık kurtulabilinecek.
Tıp olarak TMS (Transkranial Manyetik Stimülasyon) vurumları, EMDR terapi teknikleri, hipnoz uygulamaları ve şok dalgaları gibi bazı yöntemler ile resetleme işlemi olsa da, bunlar travmatik ve yakın tarihte yaşanan acı anılara yönelik bir müdahaledir ancak. Doğal ve tabii yöntemlerle kişinin kendi çabası ile kendi kendine terapi uygulaması da içsel anlamda daha doğru bir yol olduğu görülebilecek” dedi.
“TÜM NEGATİF DÜŞÜNCELERDEN KURTULARAK BEYNİMİZ YENİLENECEK”
Akkuş, “Nöronal ağlar ile beyin belleğinde kayıtlı (anı formatı) bulunan negatif düşünceler ve yaşanmış kötü anılar silinerek beynimiz boşaltılabilecek. Açılan boş (hafıza) alanlara da, stratejik beş (5) metod üzerinden yeni anılar ile yer değiştirilecek. Böylece unutulmak istenilen tüm negatif düşüncelerden kurtularak beynimiz yenilenecek” şeklinde konuştu.
Her bir metodun kendi içinde tekniksel uygulama olduğunu söyleyen Akkuş, uygulamalı o’ beş (5) metodu şöyle sıraladı;
1) Size yanlış yapanları affetme metodu
Dolandırılma, Kandırılma, İftiraya uğrama, Yarı yolda bırakılma, Dedikoduya maruz kalma, Hasetlenilme, Kıskanılma, Kavga etme gibi vb. tarafımıza yönelik yapıldığına inandığımız yanlışları affederek, aklımızda bizi sürekli meşgul eden kin, garez, öfke ve sinirsel olgular ile beyin mekanizmasına gönderilen olumsuz sinyalleri durdurmak.
2) Kusurlarımızdan ders alma metodu
Başarısız stratejiler, Yanlış kararlar, Kötü söz söyleme, İftira atma, Kötü huylarımızla yüzleşme, Şiddet ve suça meyil gibi vb. olumsuz davranışlarımızdan vazgeçerek sergilediğimiz bu kusurlardan ders almak suretiyle, bir daha yapmamak üzere kendimize söz vermek.
3) Zaaflarımızla yüzleşme metodu
Uyuşturucu kullanmak, Paraya düşkünlük, Makam hırsı, Yalan söylemek, Narsistlik, Egoistlik, Hırsızlık, İhtiras, Kibir, Riya Gösteriş gibi zaaflar her zaman toplumda ki saygın kişiliğimizi düşürerek bizleri zor durumda bırakır. Bu nedenle toplum içinde söz sahipliliği ve saygınlığımızı kaybetme endişesi ile beynimizi kemirerek meşgul eden tüm “vicdani muhasebe” ile “kendini kınama” mücadelesinden kurtulmak.
4) Güvenli gıda ve ruhsal beslenme metodu
Şüpheli ve helal olmayan yiyecekleri yememe, GDO’larıyla oynanmış gıdalardan uzak durma, Günahları görme ve tövbe etme (zihinsel anlaşma), Kuran okuma ve dinleme (huzur ile yenilenme), Merhametli olma (yeni düşüncelere karar verme), Deniz dalgası seyretme/dinleme (düşünceleri bulma), Ney dinletisi (düşünceleri görme), Kitap okuma (yeni bilgiler edinme), Gündemi takip etmek (yeni düşünceler depolama), Hayvan sevgisi (şükür mekanizmasını çalıştırma) Huzur evi, hasta ve aile büyüklerimizi ziyaret etme gibi durumlarla da içsel ve manevi duygularımızı tedavi ederek, ruhsal ferahlılık üzerinden beynimizi rahatlatmak.
5) Alternatif tıp metodu
Nefes alma teknikleri (uygulama), Hacamat tedavisi (her yıl), Temiz oksijen (doğa gezileri), Spor ve çeşitli kültürel etkinlikler gibi vb. eylemler ile düzenli olarak beynimizi sağlıklı tutmak.
Uygulamalı (Ücretsiz) Seminerler dizisi
Ülke genelinde beyin resetlemenin (metotsal öğreti) doğru şekilde yapılmasına ilişkin ücretsiz seminerler dizisine başlayacaklarını belirten Akkuş, ilk eğitimin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çanakkale İl Müdürü Ersin Fırat ev sahipliğinde, uygulamalı tekniklerle psikolog eşliğinde başlayacağını bildirdi.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)